Pazartesi, Şubat 5, 2007 - İstanbul'dan Notlar II
**Bu yazı özellikle sırsöz mensupları ve şahsen tanıştıklarımız içindir... "Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla" :D
Selamün aleyküm...
Bu bloga yazdığım sondan bir önceki yazı olacak şartlar değişmediği müddetçe {ilgilliler anlamıştır :) }Bu yazımızı biraz fotoğraflarla süslemek istiyorum. İstanbulda çektiğimiz fotoğrafları paylaşacağım sizlerle. Fakat öyle çok güzel fotoğraflar değil. Çünkü bir fotoğraf makinesi tedarik edememiştik. Cep telefonlarıyla çekilenler de ancak bir yere kadar güzel. Neyse sözü fazla uzatmadan,, öncelikle yurttan bir kaç kare....
Burası yurt binamıza bahçeden bir bakış...
-BAHÇEDEN GÖRÜNTÜLER-
Aslında güzel bir bahçemiz var fakat biraz ufak. 500 kişiyi kaldıramıyor pek. Kışın pek kalabalık değil ama yazın dopdolu oluyor. Ufak havuzumuza su doldurulduğunda suyun sesini dinlemek, banklardan birinde oturup sohbet etmek çok güzel... :) Arkada görünen yapraklarını dökmüş çınar ağacı ise bambaşka bir hava katıyor...
Bu çam ağaçlarında sayıları 20 yi bulan serçeler yaşıyor. Aynı anda uçup aynı anda konmaları izlenmeye değer.
Sınıfımızdan bahçe manzarası..Sabah saatlerinde çekilmiş bir fotoğraf olmalı. Yoksa bahçeyi bu kadar düzenli bulmak mümkün değil pek :)

Bahçe görüntüleri bu kadar.. Şimdi sırada;
-İÇ MEKAN-
Koridorumuz.. 

Balıklarımız :) 

Kütüphanemiz.
Dağınıklık bizden kaynaklanıyor. Bu odaya el koymuştuk o gün...
"Böyle minderli filan nasıl kütüphane bu böyle" şeklinde bir düşünceyi anlayışla karşılıyorum. Benim de ilk tepkim o şekildeydi. Fakat gerçekten güzel bir mekan. Ayrıca masa olan oda da var ama genel tercih bu odalardan yana oluyor.

Mescidde program çalışması olduğu zamanlar bu tür yazılardan kapılarda bacalarda görmek mümkün.. Onlardan bir tanesi de bu. Biraz kızgın bir yüzle yapmışlar ama çiçek koymayı da ihmal etmemişler :)
Mescidimiz...
Mecsiddeki mahyamsı yazılardan....
Sınıf çaylarında ve akşamları çay vakitlerinde kullandığımız kısım...

Bu çiçekler bir günde boyunlarını büküverdiler.. "Rasulullah'ı davet" adı ile {bu ismi şu anda uydurdum :)} bir program yapıldı.. O'nun geldiği yerlerde güller boyunlarını bükerlermiş. Bu güller onun geldiğinin kanıtı olarak uzun bir zaman mescid panosunda asılı kaldılar. Geldiğini yalnızca güllerden anlamıyoruz elbette. Kırgız arkadaşlarımızdan birinin gördüğü söyleniyor. Bu arkadaşımız bayıldı ve uzun bir müddet ayılmadı.. ve bu konu hakkında konuşmayı istemediği için hakkında yeterinde bilgimiz yok. Tek bildiğimiz geldiği ve bir arkadaşın da gördüğü...
Bu konuda biraz daha yazmak istiyorum..Bu program için hazırlıklar bir kaç gün öncesinden yapılmaya başlandı. Tüm yurt gül suları ile yıkandı. Her yerde gül kokuları geliyordu burunlarımıza. Birkaç gün öncesinden bir anons yapıldı bir hocamız tarafından. "Canım talebelerimin dikkatine! Bugünlerde kursumuzda bir misafir ağırlamaktayız. Hal ve hareketlerimize dikkat etmemiz gerekiyor. Adab kuralları hususunda daha itinalı davranalım, yüksek sesle konuşmayalım, kapıları hızlı kapatmayalım, birbirimize kırıcı davranmayalım..." tarzında bir anons. Sakalı şerif geldi sahneye..Hafızlarımız 2 gün boyunca 24 saat Sakal-ı Şerif başında Kur'an-ı Kerim okudular... Bir gece öncesinden toplu bir teheccüd namazı kılındı... ve ardından yapılan bir program.. Maneviyat elle tutulur cinstendi.. Bu kadar hazırlıktan sonra gerçekten gelmiştir diye düşünüyorum.
"Bir şehit bile ölmezken sana nasıl öldü deriz?"
İşte böyle...Fotoğraflarımıza devam edelim...
Çok fazla yemekhane fotoğrafı vardı. Ama daha önce de söylediğim gibi bu fotoğrafları telefonla çekmiştik. Bunları bilgisayara tedricen aktarıyorduk. Bir kısmını aktardıktan sonra "tümünü sil" diye bir seçenek -böyle bir seçenek koymadaki gaye ne olabilir acaba?- var. Ona yanlışlıkla bastım ve bütün fotoğraf arşivim gidiverdi bir anda. Aktardığım fotoğraflarım için seviniyorum, ama kaybettiklerim... Neyse.. İşte o bir sürü yemekhane fotoğrafından elimde kalan, yemekhanede bazen yazılan şu yazı:

:):):):):):):):):):):):):):):):):):):):):):):):):):):):):):):)
ve son olarak penceremizden görünen benim çok çok sevdiğim bir cami..

Yurttan başka fotoğraflar da var. Dikiş odası, yediğimiz yemekler ama bir an önce bitirmek istiyorum artık... O yüzden şimdi de İstanbul gezilerimizden çektiğimiz fotoğrafları -çok az ama-koyayım...
-İSTANBUL-


-VE SON OLARAK DÖNÜŞ-

Elhamdülillah... yeniden evde olmak çok güzel :)
**Resimleri çok karışık bir şekilde yerleştirmişim. sonradan düzenlemeye çalıştım ama daha çok karışıyordu. Bende bu şekilde bırakmak zorunda kaldım... Beğenirsiniz umarım...
el-Katibe:FuNgI
|